Haziran Şehitleri Rojava’da Anıldı

1.136
image_pdf

Merhaba Dostlar, Yoldaşlar Hepiniz Hoşgeldiniz

Ben ihtilal…
Zulme, sömürüye ve çirkefliğe boyun eğmektense,
Ölmeyi yeğ tutan o benim.
Kendi öz karısını satar gibi vatanı satanlar
Ve sırtımızdan milyonları yutanların karşısında,
Eğilmez ve yenilmez bir tarih zinciriyim.

Evet bizi güçlü ve etkili kılan, Zafere olan inancımızın harcı Haziran şehitlerini andığımız bu etkinlikte,Türkiye devrim tarihinin tarihsel zincirinin başlangıcına gitmek gerek. O tarihsel zincirin başlangıcı bir asır öncesine dayanır, anadolu topraklarına tohum bir asır önce atılmıştır. Fakat resmi tarih, resmi ideoloji tarihsel benliğimizi öylesine belirlemiştirki biz devrimci ve sosyalisler adeta onun esiri olmuşuz.Türkiye komünist hareketinin tarihinin başlangıcı karadeniz’de boğularak öldürülen Mustafa Suphi ve onun kurduğu TKP’dir, buda bizim resmi tarih anlayışımız

Genel olarak kabul gören ve böyle bilinen bu tarih anlayışı aslında Türkiye devrimci güçlerinin saflarında resmi ideolojinin yarattığı tahribatın boyutlarının ne denli derin olduğunun bir ölçüsüdür. Biz yeni jenerasyon devrimci kuşaklar hem Kemalist resmi ideolojinin tarih tezini, hemde devrimci güçlerin saflarında yaygın olarak kabul gören bu tarih anlayışını reddediyoruz.
Bir asır önce, 15 haziran 1915 yılında anadolu topraklarına devrim ve sosyalizm fikrinin tohumlarını atan, Beyazıt’ta idam edilen 20 devrimcinin idam sehpasına çıktılarında bu günün zalimlerinin atalarının suratlarına haykırdıkları sloganı hatırlatarak başlangıç yapmak ve devam etmek gerektigi inancındayız

“Siz, sadece bizim vücudumuzu yok edebilirsiniz, fakat inandığımız fikirleri asla…yaşasın sosyalizm!” (Madteos Sarkisyan) Paramaz

Evet bu tarihsel zincirin başlangıcı 15 Haziran’dır devamı Mustafa Suphi ve yoldaşları. Ardından Partimizin kurucusu önderimiz Mahir Çayan ve Dersim’li yoldaşı Hüseyin Cevahir’dir. Onların devamı 12 eylül’de Amerikancı cunta generallerine karşı silahlı devrimci savaşı sürdüren ve şehit düşen hareketimizin sembol isimleri. M Atilla Ermutlu, Tamer Arda, Doğan Özzümrüt, Ercan Yurtbilir, Ahmet Saner, Kadir Tandoğan, Hakkı Kolgu Ve daha niceleri.

Yoldaşlar eğilmez ve yenilmez bir tarih zinciri ile karşı karşıyayız.

Fakat burda üzerinden atlamamız gereken ve günümüzde sonuç alıcı zafer elde edememizin asıl nedenine değinmek gerek,12 eylül cunta öncesi ve cunta sonrası devrimci güçlerin örgüt anlayışı, çalışma tarzı ve düşmanla giriştikleri çatışmada kullandıkları formüller, yöntemler, araçlar, Aslında bu yöntemler ve tarz hiç de devrimci güçlerin yabancı olmadığı ve bilmediği şeyler değil.

Fakat her ne hikmetse bu günün devrimci güçleri nispi demokratik hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı bir ortamda ( o kelimeyi kullanmak istemeyiz ama) gayri-meşru bir ortamda ve gayri- meşru şahıs ve şahısların devlet’i yönettiği Erdoğan ve çetesi, hem tarihsel açıdan hemde güncel açıdan zaten gayri-meşrudur.

Eğer 12 eylül cunta öncesi sembol ve önder olarak kabul ettiğimiz devrimcilerin ve devrimci örgütlerin çalışma tarzlarına, kullandıkları araçlara, formüllere ve yöntemlere başvurmuş ve esas almış olsa idik faşizm zaferini ilan ettiğinde, sokağa resmi ve gayri-resmi silahlı çetelerini saldığında kazanma duygusu ve coşkusu ile sokaklara akın eden ve halaya duran toplumsal risk almaya ve üslenmeye çağırdığımız emekçi halklara,halayı kesin zafer naraları atmanın ve kutlamalar yapmanın sırası değil demek zorunda kalmazdık

O açıdan kaybeden toplumsal risk almaya ve üslenmeye çağırdığımız işçi ve emekçi halklarımız değil, 12 eylül cunta sonrası yenilgi psikozundan çıkamayanlar ve bu politik risk’i üslenme konusunda kaygı ve tereddüt yaşayan siyasi aktörlerdir. İşte bu nedenle, gayri-meşru bir ortamda ve gayri-meşru faşist devletin diktatörü Erdoğan ve çetelerine ve onun tehditlerinin ardında İnce’den sıvışanlara karşı sonuç almak ve zafer elde etmek istiyorsak, cunta öncesi formülleri ve yöntemleri bizlere öğreten Mahir’in, Deniz’in, İbo’nun, Tamer’in Atilla’nın, Kemal’in ve tek tek adını saymadığımız nicelerinin tarzı ile sürece yüklenmek ve kazanmak. işte formül bu

Son olarak bu tarihsel zincirin eğilmez ve yenilmez kahramanları olan, Haziran’da düşenler kervanına katılan, Enternasyonalistliğin ve komünistliğin ölçüsünü bizlere tekrardan öğreten genç bedenlere, kızıl sancağı dalga dalga taşıyan Mahir’lere, Alper’lere, Eylem’lere, Sevda’lara selam olsun

YOLUMUZ DEVRİM YOLUNDA DÜŞENLERİN YOLUDUR
YAŞASIN HALKLARIMIZIN KURTULUŞ SAVAŞI

29 – Haziran – 2018

THKP-C/MLSPB

 

image_pdf
You might also like

Leave A Reply

Your email address will not be published.