Yusuf Küpeli Ve M. Ramazan Aktolga’nın THKP-C’den İhraç Kararı

405
image_pdf
Yusuf Küpeli ve M. Ramazan Aktolga’nın THKP-C’den İhraç Kararı (*) 1

İlhan ve Mahmut arkadaşlara 

Partimizin ideolojik-politik-örgütsel-stratejik ilkeleri Kurtuluş’un 1. sayısında, Parti ve Cephe bildirilerinde ve de Parti tüzüğünde net ve açıktır.

Partimizin çizgisi Marksizm-Leninizmin dünyanın ve Türkiye’nin şartlarına uygulanması sonucunda ortaya çıkmış olan uluslararası devrimci hareketin çizgisidir.

Partimiz, yeni-sömürgecilik çağında dünya ve Türkiye halklarına karşı enternasyonel ve milli görevini yerine getirme savaşında gerilla savaşını temel almıştır.

Gerilla savaşını politik mücadelenin en üst ve etkili biçimi olarak ele alan Partimizin stratejik çizgisi politikleşmiş askeri savaş çizgisidir.

Bu çizgi, gerilla savaşını birleşik devrimci savaş ilkesine uygun olarak ele alır.

Birleşik devrimci savaş, henüz kitlelerin aktif desteğini almadığı, savaşın oligarşi ile halkın devrimci öncüleri arasında geliştiği bir ortamda, Partimizin örgütsel ilkesi politik ve askeri liderliğin birliği ilkesidir. Örgüt şeması da yeni-sömürgecilik döneminin bolşevik çizgisidir.

Partimizin ideolojik-politik-stratejik-örgütsel ilkelerini “Narodnizm”, “Marksizm ile narodnizmin eklektik birleştirilmesi, en tehlikeli sol sapma” diye niteleyerek, Partimizin devrimci çizgisi yerine, uluslararası sosyal pasifizmin çizgisini, Partinin Genel Komitesinden habersiz tezgahlama gayretleri içinde olan sizlerin Partimizde kalmasına artık fiilen imkan yoktur.

Bu Parti, sizlerin bugün “Narodnizm” diye reddettiğiniz ideolojik-teorik-stratejik ilkelerin üstüne kurulmuş ve bu ideolojik çizgiye uygun devrimci pratikle halkımıza mal olmuştur.

Bu nedenle, Genel Komite üyeleri olarak, bizler, Partideki bütün yetki ve görevlerinizin iptaline ve de Partiden ayrılmanıza karar verdik. (*) 1

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!

Oral – Rüştü – Memduh – Cevdet – Hasan Aralık 1971

 

Aralık 1971 Tarihli Mektup – Mahir Çayan  (*) 2

Bundan önceki mektupta sadece İlhan ve Mahmut’larla aynı örgütlenme içinde olamayacağımızı ve de fiilen bütün bağlarımızı kestiğimizi yazmıştık.

Bunun nedenlerini de iki ana başlık altında toplamıştık:

1) İdeolojik-politik-stratejik çizgi farklılığı,

2) Yoldaşlığa sığmayacak şekilde bu iki kişinin, en haince oligarşinin hücrelerindeki yoldaşlarını ilzam edecek işler yapmaları, en adice bırakalım devrimci yoldaşlığı, feodal dostluğa bile sığmayacak tavırlar almaları.

(…) Politikleşmiş askeri savaş stratejisi terkedilmiş, pasifist revizyonist Kıvılcımlı çizgisi (yeni bir yorumla) partiye egemen kılınmıştır.

Bu iki arkadaş ortak görüşlerimiz olan ve bir ölçüde hareketimizin ideolojik, teorik temellerini oluşturan bütün eski yazıları, Parti ve Cephe bildirilerini, Kurtuluş’ta tespit edilen çizgiyi ve de yazıp da bastırılmayan konuşmalarımız, vs.’yi tümden reddetmektedirler.

“Peki, o dönemde sizler bu görüşleri solda savunmuyor muydunuz?” sorusuna verdikleri cevap oldukça ilginç:

“Evet savunuyorduk. Biz de böyle düşünüyorduk. Ancak o zaman biz Marksizmi iyi bilmiyorduk. Mahir’in söylediklerini olduğu gibi kabul ediyorduk. Oysa bu altı ay içinde okuduk, öğrendik. Eski görüşlerin, parti çizgisinin Narodnizm ile Marksizmin eklektik bir karışımından, başka bir şey olmadığını anladık. Aslında eski çizgi fokoculuğun Marksist terminoloji altında tezgahlanmasından başka bir şey değildir. Eski çizgimiz sol sapmaydı…”

(…) Bilebildiğimiz kadarıyla bu arkadaşlar, Marksizmden habersiz kişiler değil, tam tersine bu konuda toplantılarda, vs.’lerde sözcülük yapan çeşitli fraksiyonların yanlış çizgide olduğunu, sosyalizmin ustalarının eserlerinden alıntılarla söyleyen ve de aylarca birlikte devrim anlayışı, çalışma tarzı, örgüt anlayışı, Türkiye’nin şartları gibi konularda konuşup hemfikir olduğumuz kişilerdi.

Mayıs ayının sonuna kadar parti çizgisini hararetle savunan bu arkadaşlar, İstanbul’daki arkadaşlarının yakalanmaları üzerine, eski ideoloji ve stratejilerini değiştirerek, eski çizgiyi sol sapma diye mahkum ederek, kitaplar içine dalarak (bütün pratik görevlerini bir yana itip) Marksizmi öğrenip, sonunda da “Eskiden Doktor genellikle doğru söylüyordu. Biz Doktor’un dediklerini yanlış değerlendirmişiz” diyerek zamanında revizyonist ve anti-Leninist diye mahkum edilmiş olan çizgiyi, Partinin yeni çizgisi diye ilan etmişler, bunu Doktor’un her dediğinin doğru olduğunu söyleyerek değil, genellikle doğru söylüyordu diye yapmaktadırlar.

(…) Partimizin çizgisi politikleşmiş askeri savaş çizgisidir.

Bilindiği gibi, salt gerilla savaşı kendi başına askeri niteliktedir.

Gerilla savaşı, kavram olarak tek başına devrimci bir anlama sahip değildir.

Ancak emperyalizmin (açık ve gizli) işgali altında olan ülkenin marksistlerinin, siyasi gerçekleri açıklama kampanyasının, dolayısıyla politik bilinç götürme temel aracı ve de bu yoldaki temel çalışma tarzı olarak gerilla savaşını almalarına, politikleşmiş askeri savaş çizgisi denir.

Politikleşmiş askeri savaş deyişiyle, silahlı propaganda deyişi arasında muhteva olarak fark yoktur…

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ

(*) 2 Bu sağcı görüşü benimsemiş olan örgütün bu veya şu kademesinde görevli olanlarda aynı işleme muhataptırlar.

image_pdf
You might also like

Leave A Reply

Your email address will not be published.